Alakarga Yayınevi yenilenen web sitesi ile artık yayında...

İhanet; Her Dansın Kraliçesi…

Bu ürünü beğendiniz mi? Hemen Paylaşın!

“İnan bana bu böyle… eğer evli olduğumuzu, bu beş yıl içerisinde, birbirimize âşık olduğumuzu unutmamış olsaydık, herhalde artık âşık da olmazdık.”

Burası gölgelerin arasına saklanmış kolların ve tutkuların savrulduğu devasa bir balo salonu. Fahişenin kollarında asker, bir an sonra askerin kolları sarmalıyor hizmetçi kızı. Sonra genç adam hoyrat bir tutkuyla kavrıyor hizmetçiyi, ardından evli kadını. Kulağı okşayan bir füg. Evli kadın kocasının kollarında şimdi, kocası usulca uzanıyor tatlı kıza. Tatlı kız şaire savrulurken şair aktriste akıyor. Hızlıca değişen bir tempo. Aktris konta sürükleniyor. Müzik hiç susmadan akıyor…

Yaşam hiç duraksamadan akıyor. Kadınları aldatan erkekler, erkekleri aldatan kadınlar… Kadınların edilgenliğine duydukları kör inançla oyuna geldiklerini anlamayan bön erkekler… Verdiklerinden fazlasını almanın daima gizli kapaklı bir yolunu bulan, sindirilmiş ama sinmemiş kadınlar… Hep arayan (ama neyi?) çocuk-erkekler, tasasız budala kadınlar… Kaçan âşıklar, sevmeyi bilmeyen kocalar… Hırslı ve acımasız kadınlar, kadına dokunmayı bilmeyen şaşkın erkekler…

“Baştan sona tatmin olsaydık, sana olan tutkum istemsizce tükenmiş olacaktı. Başka milyonlarca sevgililer gibi olurdu durumumuz. Birbirimize doymuş olurduk.”

Arthur Schnitzler’in oyunu, Dans/On Diyalog ilişkiler ve temelde ihanet üzerine son derece hızlı akan ve hafif neşesi, oynak coşkusuyla bir solukta okunan bir eser. Schnitzler gerçekten bu dansı, bu aldatma ve aldanma dansını sözcüklerle canlandırmayı çok iyi başarmış. Erkeklerin kadınlara bakışını, sınıf farklarını ve bu farkların kadına-erkeğe yansısını yormayan ve zorlamayan bir mizahla aktarıyor Schnitzler (oyunun 1896-97 kışında yazıldığını belirtmeliyim). Kadınlara güzelleme yapmadan; erkekleri haklı çıkarmadan… Aşkın, arzunun ve aldatmanın kaçınılmaz cazibesini elden ele aktaran bir dansla…

“Baksana, bu gerçekten ürpertici bir durum, seni gözümde canlandıramıyorum – bir şekilde seni unuttum –, sesinin tonunu da hatırlamazsam… kim olurdun sen aslında? Hem yakın hem uzak aynı zamanda… korkunç bu.”

Yazan: Anıl Ceren Altunkanat

Kaynak: http://www.kulturmafyasi.com/ihanet-her-dansin-kralicesi/