Alakarga Yayınevi yenilenen web sitesi ile artık yayında...

Kitaplar

Açık Dövüş

Açık Dövüş

“Farkındayım, size ölümden, kurbağanın ölümünden bahsedeceğimi söyleyip Bay Ben’den bahsetmeye başladım. Ama inanın yeryüzündeki, dünyadaki şeyler akıl almaz biçimde birbirlerini andırıyor.” Onur Akyıl, son derece üretken ve yaratıcı bir öykücü, Açık Dövüş’te onun anlatım biçiminin iyiden iyiye özgürleştiğini, öykülerinin yarattığı huzursuzluğun arttığını göreceksiniz. Yazarın öykülerini sevinç duyarak sunuyoruz okurumuza.  

Detayı İncele
Ağız Hareketleri

Ağız Hareketleri

“Bira şişeleri vardır sahilde. Banklar boşalmış, yıkık binaların köşeleri tutulmuştur şimdi. Lokantalar açıktır. Arabalar geçer, midye çıkmıştır, polis köşe başlarını tutmuştur. Işıkları sönmüştür odaların ve köpekler oradadır; büyük, parlak, korkunç gözleriyle.” Genç öykücüler kuşağının dikkat çeken kalemlerinden biri de Özkan Ali Bozdemir, yadırganmış, tıpkı yukarıdaki alıntıda yazarın betimlediği gibi, ancak karanlık saatlere “gönderilmiş” bireylerin dilinden, bakış açısından yazdığı bu öyküleri ...

Detayı İncele
Sek Sek

Sek Sek

"Sabah yağmurlu, ne yağmur ama, öğlen güneşli, ne güneş ama, yarın yolculuk, ne yolculuk! Balkonda kahve keyfi, akşam olacak da ne olacak, her gün aynı dünya. Serap öyle değil bak! Ne zaman gece oldu, ne zaman gece, gel de anla; ne zaman çekip gitti düş, düşünceler?"

Detayı İncele
Dımdızlak

Dımdızlak

"Yer yırtılsa, gök yarılsa da camdan merdivenleri buzdan bacaklarıyla çabucak çıkacağını düşleyip yaşadığı metruk ve yavaş kasabadan koşarak kaçmış küçük hanımdaki o iflâh olmaz afra tafra, durmadan kanat çırpıyordu, zuladan az önce salınmış, çil çil karanlık altınlarla aydınlanmış çilingir sofrasında."

Detayı İncele
Tam Karşımda, Tam Ortada

Tam Karşımda, Tam Ortada

Şiirimizin usta kalemlerinden Mehmet Mümtaz Tuzcu, uzun zamandır yazdığı kısa öyküleri Tam Karşımda, Tam Ortada’da bir araya getiriyor. Kitaptaki öykülerinin kimisi çok önce yazılmış, kimiyse yeni. Ama hepsi birbirinden güzel ve nitelikli, çok konuşulacak. “İskemleleri içeriye taşıyorum. Bir ağlama sesi geliyor yukarıdan. Kontrplak kapıyı yarım kapatmışlar. Sokağa açılan küçük kapı da aralık. Müzeyyen Hanım’ın acayip pabuçları ...

Detayı İncele
1918 – Kalbim Kimsesiz Yurdum

1918 – Kalbim Kimsesiz Yurdum

Suat Duman’ın uzun soluklu polisiye serisini yayınlamaya başlıyoruz. Birinci Dünya Savaşı sona ermiş, dünya yeni bir kaosun eşiğine gelmiştir. Fransa’da gördüğü eğitimini yarıda kesen Ferda, gazeteci arkadaşı Miette’le birlikte Doğu Ekspresi’ne atlar ve işgal donanmalarının boğazı geçtiği gün İstanbul’a gelir. Bir yandan uluslararası bir suçlunun izini süren Ferda ve Miette bir yandan da akılcı yöntemleri sayesinde tüm suçluların korkulu rüyası haline gelecektir. Elinizden bırakamayacağınız, meftunu ...

Detayı İncele
1918 – Ah Dehşet Dehşet Dehşet!

1918 – Ah Dehşet Dehşet Dehşet!

Ferda belki de her insan gibi, yaşadığı asrın bir fırtınalar asrı olacağına, olması gerektiğine yürekten inanıyordu. Ömrü ölülerini gömmekle geçen bu bedbaht insanlara baktı, yüreği onu heyecanlandıran bir kederle bir kez daha çarptı. Şehir daha ne kadar azapla, kaç şeytanla sınanacaktı? Tiyatroyu bir saplantı haline getiren Rüçhan, öğrencisi olduğu Tıbbiye’nin yüksek tavanlarından birine asılmış olarak bulunur. Serkomiser Reşat bu alelade intihar vakasıyla oyalanmak için bir sebep göremez. Fakat yüksekçe ...

Detayı İncele
Bir Kış Gecesi Misafiri

Bir Kış Gecesi Misafiri

Yeryüzü dediğimiz kaypak yerden ışık bir anda çekiliverse... güneş elini, ay eteğini çekiverse... dev bir örtü açsak gökyüzünün tam altına ve düşen yıldızları toplasak tek tek... geriye kalan şey karanlık değil, çırılçıplak soyunmuş, artık ışıktan korkmadığı için hiçbir şeyi saklamaya gerek görmeyen insan doğası olurdu... Genç öykücülüğümüzün dikkat çekici isimlerinden Ayça Erkol, bu kez “Bir Kış Gecesi Misafiri” ile geliyor. Öyküsünü her yeni kitabıyla olgunlaştıran, çağımızın insani sorunlarının yanı sıra ...

Detayı İncele
Mahir Efendi’nin Papağanı

Mahir Efendi’nin Papağanı

Acıya dair hiçbir kitapta yazılmayan şeyleri bilir, bildiklerini paylaşmaktan çekinmezdiler. Zaman en iyi ilaçtır, diyen birisi çıkınca yüzleri kararır, zamanın ilacı olsa kendini iyi ederdi, derlerdi. Bizim kafamız karışırdı. Hikâye akıp gitsin, araya başka şeyler girmesin isterdik. Sabırsızdık. Arzu Alkan Ateş, başka bir dünyadan, kendine özgü bir sevginin içinden yazıyor öykülerini. Satırların içinden yansıyan gerçeklik, o dünyanın yabanıllığından geliyor. Çağdaş öykücülüğümüz için bir katkı, özgün bir ...

Detayı İncele
Öncesi ve Sonrası

Öncesi ve Sonrası

Çok yakında Markizliler hindistancevizi ağacına tırmanamaz, karınlarını doyurdukları yabani muzları toplamak için dağlara çıkamaz hale gelecekler. Okulda alıkoyulmuş ve fiziki hareketlerden yoksun bırakılmış çocukların yöntem bilmez, giyinik bedenleri gitgide narinleşecek ve dağda bir gece dahi geçiremez hale gelecek. Hepsi ayakkabı giymeye başladılar; artık hassaslaşan ayakları sarp patikalarda koşamayacak, çakıllı dereleri aşamayacak. Biz de bu acı sahneyi, büyük bir kısmı tüberküloz olmuş, böbrekleri ...

Detayı İncele