Alakarga Yayınevi yenilenen web sitesi ile artık yayında...

Roman

ÖĞLEN PARİS’TE SEKİZDE CHICAGO’DA

ÖĞLEN PARİS’TE SEKİZDE CHICAGO’DA

Bu kitabı seninle gönderiyorum Geçeceğin yerlerden Belki o da geçer diye: Gece ışıklarının fısıltıları altında Tarihi sokaklarında Senin Fransa’nın Simone, bu şiiri de oraya gönderiyorum Benim de bir parçam seninle gelsin diye. Jean-Paul Sartre’ın ebedi sevgilisi Simone de Beauvoir, bir Amerika ziyaretinde, yıldızı yeni yeni parlayan polisiye yazarı Nelson Algren’le tanışır. Nelson’dan kendisini “gerçek insanların” olduğu ...

Detayı İncele
KÂĞIT ADAM

KÂĞIT ADAM

Canım babam, şehirde hava aniden değişti. Mukavvalarıma kadar dondum. Bulutlardan dolayı şehrin üzerine bir karanlık çöktü. Aklıma aniden sana daha önce hiç sormadığım bir soru geldi: Bir kâğıt adam kaç yıl yaşar? Yani asıl merak ettiğim, bir kâğıt adam için yolun yarısı ne zaman gelmiştir? Geçirdiği feci kazadan sonra babası Michael’ı yeniden, bir kâğıt adam olarak yaratmıştır. Michael, uğradığı felaketi ve taşrada yaşadığı hayal kırıklıklarını unutabilmek için evini, ailesini terk ...

Detayı İncele
Rakun

Rakun

Sıradan taksi şoförü Can, eline tutuşturulan bir Picasso rulosuyla evine döndüğünde başına geleceklerin farkında bile değildir. Koltuğunuza kurulun ve İstanbul’un altını üstüne getirecek bir kapışmanın hikâyesine hazırlanın. Rakun, gittikçe renklenen Suat Duman romanlarının en heyecanlı halkası… Gündüzler tekdüzedir, ya gece? Geceyi kimse planlayamaz. Macera arıyorsan kendin bilirsin ama yıldız ışığına güvenilmez mesela. Kent ışıkları hele kahve ...

Detayı İncele
Artık Fark Etmediğinde

Artık Fark Etmediğinde

Bazen Don Chon diye çağırırdı beni, kimi zamansa patroncuk. Bazen de sarışın kız anılarımı kurcalamaya gelirdi. Hikâyeler anlatmamı isterdi, ben de birkaç bozukluk verip fevkalade yalanlar anlatırdım ona. Karısı tarafından terk edilen, hayatla çok da bağı kalmamış bir adamın, gazetede gördüğü “İhtirasları hiçbir sınır tanımayan ve seyahat etmeye hazır bir adam için iş telifi” ilanıyla hayatının yönü bir anda değişir. Olduğu yerden çok uzaklara giderek, bilmediği yaşamlara, ilkel şartlara, ensest ...

Detayı İncele
Veda Ederken

Veda Ederken

Kadın kafasında kurduğu tüm imgeleri unuttu, genç kızı tam karşısında durduğu gibi düşlediğini anımsadı, kızın yaşını, geçici güzelliğini, dürüst ve temiz yürekli ifadesinin sahteliğinin gücünü kabullendi. Yeniden, kendini hiç zorlamadan, eski bir alışkanlığın getirdiği kolaylıkla hayatı boyunca ona karşı kin duyduğu inancıyla genç kızdan nefret etmeye başladı. Juan Carlos Onetti, bu kısa romanında ele aldığı konuya son derece farklı bir yönden yaklaşmış. Veda Ederken’de olayın ...

Detayı İncele
Sherlock Holmes ve Kıyamet Cinayetleri

Sherlock Holmes ve Kıyamet Cinayetleri

Sen ve ben, Watson, hayatlarımızın çok büyük bölümünü burnumuzu suç ve ahlaksızlık penceresine dayalı yaşadığımızdan, diğer manzarayı kolaylıkla unutuyoruz. Ama bu “-bastonuyla etrafımızı saran telâş içindeki görüntüye işaret etti-“ insanların yapabildiği, büyük çoğunluğunun da yapmaya can attığı bir şey. Onların bu arzularını yerine getirebilmeleri için de biz ‘kötülüğün’ güçlerini zaptetmek uğruna elimizden gelen az biraz şeyi yapmaya devam etmeliyiz. Âşık olduğumuz ünlü dedektif Sherlock Holmes’ün ...

Detayı İncele
TANIDIK BİR YÜZ

TANIDIK BİR YÜZ

Biliyorum, hepiniz yüzümü tanıyorsunuz. Defalarca karşınıza çıktım. Beni görünce içinizdeki teslimiyet, boyun eğme, kabullenme, karşı çıkmama, baş kaldırmama duyuları harekete geçiyor. Hem yüz hatlarım sizi ürkütüyor, hem sesimin tonu, hem heybetli cüssem. Kimi zaman sokakta bana rastladığınızda, çehrenizdeki hafif çekingen, hafif çekingen, hafif kaygılı ifadeyi görmekte zorlanmıyorum. Bir otorite figürüyüm ne de olsa. Üstelik beni tanıyorsunuz, adımı çıkartamıyorsunuz, tam olarak ne iş yaptığımı ...

Detayı İncele
VAHŞETİN ÇAĞRISI

VAHŞETİN ÇAĞRISI

Buck, ileri atılmak için kendini toparlarken, tüyleri dikilmiş, ağzı köpürmüş haliyle ve delice bir parıltıyla bakan kan çanağı gözleriyle, gerçekten de kızıl gözlü bir şeytandı şimdi. İki günün ve gecenin içinde birikip taşan hırsıyla, altmış beş kiloluk gazabını doğruca adamın üzerine fırlattı. Yaşadığı konforlu hayattan, çalınarak uzaklaştırılan ve kızak çekmeye zorlanan Buck’un karakteri, direndiği doğal yaşama ayak uydururken kademeli olarak değişir. Zaman içinde sopanın kanununu, intikamın tadını, ...

Detayı İncele
TROMSO

TROMSO

Yazar, çevirmen, fotoğrafçı Münir Göle’den bir fotoğraf başyapıtı daha… Daha önce Fogo’sunu yayınladığımız Göle, bu kez TROMSØ’ yu fotoğraflıyor. Işığın, siyah-beyaz çağrışımların peşinde. Göle, dünyayı lekenin hâkimiyetinde dolaşmaya devam ediyor. Oğuz Demiralp, Münir Göle ve Faruk Duman’ın kısa metinlerinin eşlik ettiği bu görsel başyapıtın baskı tasarımını, ünlü sanatçı Mehmet Ulusel yaptı.

Detayı İncele
Vertigo-Ölüler Arasında

Vertigo-Ölüler Arasında

Ona aldığı gri takımı giyiyordu. Rüyalarından hatırladığı gibiydi. Tıpkı geçmişte Seine kıyısında yaptığı gibi ona yaklaştı; parfümünü kokladı, sonbaharda toprağın, ezilmiş yaprakların, ölen çiçeklerin kokusuydu. Flavières, bir eli göğsünde, ağzı açık, uyurgezer gibi ilerliyordu. Bu kadarı fazlaydı. Gücü tükeniyordu. 1958 yılında Alfred Hitchcock tarafından filme alınan Vertigo, yalnızca daha önce Dişi Kurtlar adlı romanını yayınladığımız Boileau-Narcejac ikilisinin en ünlü yapıtı değil, aynı zamanda gelmiş ...

Detayı İncele